Yalçın Mıhçı Belgeseli














Didim’de düzenlenen Altınkum Yazarlar Festivali, edebiyat ve sanat dünyasının birbirinden değerli isimlerini kitapseverlerle buluşturdu. Festivalin dikkat çeken konukları arasında yer alan ünlü besteci, sinemacı ve yazar Yalçın Mıhçı, okurlarıyla bir araya gelerek yoğun ilgi gördü.
Festival boyunca kitaplarını imzalayan Mıhçı, okuyucularıyla uzun uzun sohbet ederek sanat yaşamı, besteciliği, sinema çalışmaları ve yazarlık serüveni hakkında deneyimlerini paylaştı. Samimi atmosferde gerçekleşen buluşmada katılımcılar, Mıhçı’ya sorularını yöneltme ve hatıra fotoğrafı çektirme fırsatı da buldu.

Türkiye’nin farklı bölgelerinden çok sayıda ünlü yazar, şair ve sanatçının katıldığı Altınkum Yazarlar Festivali, imza günleri, söyleşiler ve kültürel etkinlikleriyle büyük ilgi gördü. Edebiyat ve sanatseverleri aynı çatı altında buluşturan festival, Didim’in en önemli kültür organizasyonları arasındaki yerini bir kez daha ortaya koydu.
Haber Linki:
https://yutudam.yalova.edu.tr/Page/Haber/turk-dil-bayrami-yalovada-coskuyla-kutlandi-

Fiziksel görünümüyle Atatürk’e benzeyen ve pek çok yapımda Atatürk’ü canlandıran sanatçı Yalçın Mıhçı, “Benzerlik Tanrı’nın bana verdiği bir torpil diyelim yoksa Atatürk’e kimse benzemez. Kaşla gözle Atatürk olunmuyor.” dedi.


17.09.2018
Kendisini oynayan aktörün kaleminden bir Atatürk portresi!
Yalçın Mıhçı hayatını Türk sanat müziğini dünyaya tanıtmaya adamış bir müzik adamı… Türkçe-İngilizce Türk sanat müziği konseri veren tek sanatçı belki de… Aynı zamanda iki yıl önce gösterime giren Kubilay filminde Atatürk’ü canlandıran oyuncu…
Öylesine Atatürk sevdalısı ki, “Çocukluğumdan beri Atatürk’ün, ruhen içimde yaşadığ
ına inanıyorum” diyor.

Mıhçı; bu tutkusunun peşine düşmüş ve yıllar süren bir çalışmayla en değme araştırmacıların gıpta edeceği bir kitap ortaya çıkarmış…
Asker Atatürk’ü, devlet adamı Atatürk’ü ve insan Atatürk’ü tüm gerçekliğiyle sergileyen bu çalışma; son derece akıcı bir dille kaleme alınmış…
Mıhçı sadece Atatürk’ü anlatmakla kalmamış; onun silah ve dava arkadaşlarına da yer vermiş çalışmasında…
Atatürk ilkelerinin Milli Eğitim Bakanlığı müfredatından çıkarıldığı bir dönemde; özellikle 12-18 yaş arasındaki çocuklarınıza önermenize değer bir kitap “Atatürk’üm…”

https://www.yenicaggazetesi.com/turkcenin-dirilis-hareketi-393052h.htm
Sevgili okuyucum; Ankara’da lisede okuyan torunum Yağmur Ozan, beni geçen hafta Türkçenin Diriliş Hareketi Derneği‘ne götürdü. İyi ki de gitmişim. Çok değerli, bilge insanlarla karşılaştım. Sayın Yalçın Mıhçı ve Sayın Suat Özer derneğin kurucusu. Dernek gönüllüleri Türkçemize ve geleceğimize yön vermek üzere, her yaştan ve meslekten bu görkemli derneği gözleri gibi koruyorlar.
Sayın Yalçın Mıhçı ve Sayın Suat Özer‘in dernekle ilgili sözleri şöyle:
“Türk demek Türkçe demektir. Ne mutlu Türk’üm diyene! diyen, büyük Atatürk‘ümüzün başlattığı dil devrimini tamamlamak ana ilkemizdir. Amacımız Türkçemizin yozlaşmasının önüne geçmek ve olabildiğince arı, duru bir Türkçe yaratmaktır. Dünyada hiç yabancı sözcük içermeyen bir dil yoktur; ancak, amacımız bu oranı olabilecek en düşük düzeye çekmektir.
Tarih boyunca dilimiz; önce Farsça ve Arapça, daha sonraki yüzyıllarda ise Fransızca ve İngilizce kuşatmasına karşı, sayısız ölüm kalım savaşı vermiştir. Türkçemiz, sapasağlam olan ulu kökleri sayesinde bu fırtınalardan kurtulmayı başarmış, ancak çok büyük yaralar almıştır. Türkçemiz elbette ölmemiştir ki dirilsin!
“Türkçenin dirilişi” derken simgesel bir ayağa kalkış, bir silkinme ve köklerinden yeniden doğuştur, vurgulanmak istenen… Türkçenin Diriliş Hareketi; Türkçemizin yazgısını değiştirmek, onu yüceltmek ve hak ettiği yere yükseltmek üzere kurulmuş olup, çalışmalarını yılmadan sürdürecek ve sömürgeci dillerin bayrağını indirerek ses bayrağımız Türkçeyi dalgalandıracaktır.“
“Türkçenin Diriliş Hareketi Bildirgesi…
Artık Söz Türkçenin!
Dili elinden alınmış bir ulus, usu elinden alınmış bir ulus demektir! Türk ölürse Türkçe, Türkçe ölürse Türk yaşayamaz! Ulusal bir dil ayaklanışı (seferberliği) olmadan, ulusal bir devlet kurulamaz! Dilimizi; ulusumuzun inancı, direnci ve kararlılığı kurtaracaktır! Dilimizin bu yıkık durumundan herkes sorumludur. Basın yayın görevini, Türk Dil Kurumu işini, öğretmenlerimiz bilinçlendirmelerini, toplum savunuculuğunu, devlet de gereğini yapsaydı bugün dilimize ağlamazdık…
Dilimizi yok etmek isteyenlerin gerçek amacı ülkemizi yok etmektir. Usu ve yüreği yara almamış her yaştan Türk gençleri olarak, dilimizi de ülkemizi de yoktan var etmeyi biliriz! Bilinmelidir ki, sızlananlar ancak çapsızlar ve güçsüzlerdir. Bizler yolumuzda kararlılıkla yürüyecek ve ulusal bir dil bilinci yaratana dek ülkülediğimiz amaç için yılmadan çalışacağız…
Dilimizin sahibi yalnızca dilbilimciler, aydınlar, okur-yazarlar değildir. Türk’üm diyen köylü-kentli herkesin Türkçe üzerine söz söyleme, görüş bildirme hakkı vardır. Dilimizin tek ve gerçek sahibi, kalıtını görkemli ekinimizden alan ulusumuz ve onun çalışkan çocuklarıdır.
(kalıt: miras, ekin: kültür)
Türkçenin Diriliş Hareketi; Türkçemizin yazgısını değiştirmek, onu yüceltmek ve hak ettiği yere yükseltmek üzere kurulmuş olup, çalışmalarını yılmadan sürdürecek ve sömürgeci dillerin bayrağını indirerek, ses bayrağımız Türkçeyi dalgalandıracaktır…
Türkçenin dirilişi Türklüğün dirilişidir!
Saygılarımızla…“
Değerli okuyucularım; Türkçenin Diriliş Hareketi Derneği‘ne başarılar diliyorum.